Showing posts with label fıkra. Show all posts
Showing posts with label fıkra. Show all posts

Thursday, April 7, 2022

Ata binerken

 Bir kazazede mahkemeye çıkarılmış. Hakim durumu anlamak için sormuş:

"Beyefendi, şimdi şikayetçisiniz ama olay anında yanınıza gelen polis memuruna 'gayet iyiyim hiçbir sıkıntım yok' demişsiniz. Bu durumu nasıl açıklayacaksınız?"

Kazazede başlamış anlatmaya:

"Sayın hakim, o gün atıma binmiş gidiyordum. Bu kişinin sürdüğü kamyon hızla gelip bize çaptı. Ben bir yana fırladım, atım diğer yana. Hemen sonra bir polis memuru durumu görüp geldi. Atım çok kötü yara almıştı, anırıp inliyordu. Polis memuru yanına gitti, silahını çıkarıp atımı vurdu. Ardından yanıma gelip, silahı halen elindeyken 'Atınız çok kötü yaralıydı, onu vurmak zorunda kaldım. Peki siz nasıl hissediyorsunuz?' diye sordu. Afedersiniz ama, böyle bir durumda, siz nasıl bir yanıt verirdiniz?"

Yanlış Anlaşılma

Adamın biri Maldivler'de bir otele girip yerleşir. Ortam çok sıcaktır. Odasına yerleşip duşunu aldıktan sonra ertesi gün gelecek olan eşine bir elektronik posta gönderir.

Ancak e-posta adresini yanlış yazar. E-posta adamın karısı yerine eşi yeni ölmüş bir kadına gider. Kadın e-postayı okuduğu anda bayılıp yere yığılır ve hastaneye yatırılır. Çünkü e-posta şu şekildedir:

"Canım karım, yeni ulaştım ve ikimiz için de kayıt yaptırdım. Seni şimdiden çok özledim. Neyse ki yarın senin de buraya gelmen için tüm hazırlıklar tamam.

Ama dikkat et, burası cehennem sıcağı..."

Nasıl Zengin oldum?

Ülkenin en zenginlerinden yaşlıca bir iş adamıyla röportaj yaparken gazeteci sorar:

- "Efendim, bize bu serveti nasıl oluşturduğunuzu anlatır mısınız?"

Adam başlar hayat hikayesini özetlemeye:

- "Kurtuluş Savaşı'nın yeni bittiği dönemlerde gençtim. Cebimde birkaç kuruştan başka bir şey yoktu. Cebimdeki 5 kuruş ile gittim pazardan bir elma aldım. Elmayı parlattım, 10 kuruşa sattım. Böylece 5 kuruş kar ettim. Ertesi sabah, 10 kuruş karşılığında 2 adet elma aldım. Onları da parlatıp tanesi 10'ar kuruşa sattım. Böyle böyle devam ettim. Bir kasa elma aldım, parlatıp güzel gösterip iki katı fiyata sattım. Çok uzun bir süre bu şekilde devam ettim. Üç ay sonra elimde tam 300 lira para birikmişti. Tam o sırada eşimin eski sadrazam büyük dedesi öldü ve bize 10 milyon lira miras bıraktı..."

Thursday, November 5, 2009

Cami

Karadeniz’de bir hoca vaaz verirken bagislarin azalmasindan dem vurmus:   - Eskiden 500 topladuk simdi millet gurpete gittu 300 toplayruz 200 acik var çaminun masraflarinu karsilayamayruk..   Temel donmus hoca:   - Hocam, zarar eduysak kapatalum çamiyu..

3. Dünya Savaşı

Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadırlar. Bir adam içeri girer ve barmene “bunlar Hitler ve Stalin değil mi?” diye sorar. Barmen “Evet, onlar” der. Sonra adam onlara doğru yürür ve sorar: “Selam, ne yapıyorsunuz?”
Hitler cevaplar:
“3. Dünya savasini planlıyoruz.”
Adam sorar. “Gerçekten mi? Neler olacak?”
Hitler: “Bu sefer 14 milyon Yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldüreceğiz” der.
Adam sorar:
“Bir bisiklet tamircisi mi?”
Hitler Stalin’e döner ve der ki:
“Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon Yahudiyi takmayacağını söylemiştim!”

İhale

Üniversiteden iki arkadaş, yıllar sonra birbirlerine yolda rastlarlar. Ahmet Mehmet’i evine davet eder. Ahmet’in evine gittiğinde karşısında saray yavrusu bir ev bulan Mehmet dayanamayıp sorar:
- Ya ikimiz de aynı okuldan mezun olduk. Sen nasıl oldu da bu kadar zengin oldun birader?
Ahmet “Gel şu arka pencereden bir bak” der. “Karşıdaki otoyolu ve arkasındaki kocaman siteyi görüyor musun?”. Mehmet onaylar. Ahmet devam eder “İşte bütün bunları belediyeden rüşvetle uygun ihaleler kapatıp ben yaptım”. Mehmet bundan çok etkilenir, o gün hasret giderdikten sonra ayrılırlar.
Aradan bayağı bir zaman geçer. Bu sefer Ahmet Mehmet’in evine gider. Bir de ne görsün, kendi evinden çok daha büyük ve güzel bir ev. Tabii ki şaşakalır ve sorar:
- Yahu Mehmet, sen nasıl bu kadar zengin oldun? En son konuştuğumuzda fakirlikten yakınıyordun.
Mehmet “gel” der, “arka camdan bir bak. Oradaki ihalesini aldığım otoyolu ve kocaman siteyi görüyor musun?”. Ahmet “yoo, ben hiçbir şey görmüyorum” der. Mehmet onaylar: “yaa, işte aynen öyle :)”…

Temel'in sevgilileri

Temel’in 3 tane sevgilisi vardır. Biri öğretmen, biri doktor, biri de santral memurudur. Fakat öğretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadaşı sorar:
- Niye öğretmen de diğerleri değil?
Temel de ona döner:
- Ula der, bilmez misin doktorlar “bugün git yarın gel” der, santralci de “şu an meşgul daha sonra tekrar deneyin” der. Ama öğretmen ne der? “Hadi bir daha tekrarlayalım”…

Cevap ne?

New York’tan Los Angeles’a giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın aptal görünüşlü bir hanım yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor:
-Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.
Ve ilk soruyu soruyor:
-Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?
Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.
Soru sorma sırası sarışına gelmiş:
-Tepeye 3 ayakla tırmanip 4 ayakla aşağı inen şey nedir?
Adam dakikalarca düşünmüş… Yanıtı bulamamış… Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış. Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
-Cevap ne?
Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.

Silikon

Öğretmen sınıfta madenleri ve ne kadar değerli olduklarını anlatıyormuş.
Dersin bitiminde çocuklara sormuş:
-“Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?”
Önce Davut cevap vermiş: “Platin, öğretmenim. Onunla kendime bir Porsche alırdım.”
Ardından Mustafa cevaplamiş: “Altın, öğretmenim. Altınlarımla kendime son model bir Cadillac alırdım.”
En son Can yanıtlamış: “Silikon, öğretmenim. Ablamda iki tane var, kapının önündeki arabaları hayal bile edemezsiniz!…”

Demokrasi

Çocuk bir gün babasına “Baba hayat bilgisi dersinde yönetimleri işliyoruz, bana demokrasiyi anlatır mısın?” demiş.

Babası: “anlatmasına anlatırım yavrum ama senin bazı tanımları bilmen gerekiyor” demiş ve eklemiş
“Bak şimdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum, ben kapitalistim; paranın nasıl harcanacağına annen karar verir,o hükümet; hepimiz senin için çalışyoruz, sen halksın; beşikteki kardeşin gelecek; hizmetçimiz ise işçi sınıfı. Sen bunları öğren. Ben sana sabah demokrasiyi anlatırım” demiş.

Gece çocuk uyanmış bir bakmış ki küçük kardeşi altını pisletmiş ve durmadan ağlıyor. Hemen anne ve babasının odasına gitmiş. Annesi horul horul uyuyor. Uyandırmaya çalışmış ama başaramamış. Babası yatakta değil, geçerken hizmetçinin odasına bir bakmış ki hizmetçi ile babası sevişiyor. Çaresiz dönüp yatmış. Ertesi sabah babası “gel oğlum sana demokrasiyi anlatayım” demiş.

Çocuk: “gerek yok baba, ben artık biliyorum” yanıtını vermiş ve anlatmaya başlamış:
“Kapitalistler işçi sınıfını becerirken hükümet uyuyor, halk endişeli, gelecek ise bok içinde”